5 Ekim 2009 Pazartesi

boyunayım



ama enine olmayı tercih ederdim./ben kökünü toprağa batırmış bir ağaç değilim./taşları ve o ana sevgisini emen./bu yüzden büyüyemiyorum parlak yapraklara her nisan,/bir çiçek tarhının güzelliği de olamadım ne yazık ki./sanki özenle boyanmıs ve kendi payına düşen hayranlarını kabul eder gibi,/pek yakında bütün yapraklarından birer birer döküleceğini bilmeden./benimle karşılaştırılırsa, ölümsüz sayılır bir ağaç/ve bir çiçek o kadar uzun boylu değildir belki,/ ama kalkışmanın anlamını bilir,/bense ömrünü bir ağacın, cesaretini istiyorum bir çiçeğin./bu gece, yıldızların o sonsuz incelikte ışıkları altında,/ağaçlarla çiçekler serin kokularını serperlerken havaya./aralarında yürüdüm, hiçbiri farkıma varmadan./uykuya dalmadan düşünürüm de bazen/ben de onlar gibiyim aslında -düşüncelerim bulanır sonra./uzanıp yatmak, daha doğal geliyor bana./sınırı olmayan sohbet yürürlüğe girdiği zaman, gökle aramızda./ve son kez uzanıp yattığımda bir gün ben asıl o zaman yararlı olacağım:o gün ağaçlar bana bir kez olsun dokunabilecek ve benimle ilgilenecek vakti olacak çiçeklerin.
p.


3 Ekim 2009 Cumartesi

ne içindeyim zamanın



ne içindeyim zamanın

ne de büsbütün dışında;

yekpare geniş bir anın

parçalanmış akışında,

bir garip rüya rengiyle

uyumuş gibi her şekil,

rüzgarda uçan tüy bile

benim kadar hafif değil.


başım sukutu öğüten

uçsuz, bucaksız değirmen;

içim muradıma ermiş

abasız, postsuz bir derviş;


koku bende bir sarmaşık

olmuş dünya sezmekteyim,

mavi, masmavi bir ışık

ortasında yüzmekteyim


a.h