3 Aralık 2010 Cuma

yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü




yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü

kurumuş dere yataklarına aksın

yanlış hüzünleri yüzünün

tutuşsun eteklerin telaşlı adımlarında

bir çiğ buğusu kadar

hüzünlü bulut parçası: işte sevgin

avuçiçinde yanmamış kına tazeliği

yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün



danteline işlediğin yanlışlığında yağmurda yürü

bulutlar ve nemin buğusu. toprağın kokusu yaksın yüzünü

kurtulsun ellerin senden.. uçup gitssin rüzgar kuşları

sadece iki kocaman oluk olsun gözlerin

ve şairler yağmurda ağlanmaz deseler de

sen durma akıt kirpiklerini yüzüne



yağmurda yürü saçların ıslanırken belki beni düşünürsün

yaşanmamış bir duygunun burukluğudur bu

mayıs gülüşlü bir çocuğun

ak kağıttan yaptığı yelkenliler

yüzer yüreğinin süzgün göllerinde

ayrılıkların derin anlamıdır yüzündeki çizgiler

yağmurda yürü saçlarına karışsın gökyüzü



bir sigara içimi değil elbet ayrılık

yağmurda yürü açarken dağlarda gelincik

harman yerinde yüreğinin diner özlemi

boğulur bahar çığlıklarında aklını çıldırtan suskunluk

yağmurda yürü saçların ıslanırken beni düşünürsün


b.b

2 Aralık 2010 Perşembe



ey dalga dalga omza kadar uzanan yele!

ey bukleler!ihmalle yüklü güzel kokular!

bu akşam loş odamı bu saçlarda uyuyan

hatıralarla -ne haz! ne gaşy!-doldurmak için

onları havada bir mendil gibi sallasam!



gevşeklik veren asya ve yakıcı afrika,

bütün bir uzak alem,kayıp,nerdeyse ölmüş,

ey kokular ormanı, yaşar derinliğinde!

müzik üstünde başka ruhlar yüzdüğü gibi

benim ruhum da yüzer senin kokun üstünde.



gideceğim öz dolu ağacın ve insanın

iklim sıcaklığıyla baygın yattığı yere;

beni alıp götüren dalga olun, ey saçlar!

ey abanoz denizi,sende göz kamaştıran

bir yelken,kürek,alev ve direk rüyası var:



ses dolu bir liman ki orda durmadan içer

ruhum bol bol kokuyu,güneşi ve renkleri;

yaldız,hare içinde kayıp giden gemiler

ebedi sıcaklıkla pırıldayan bir göğü

kucaklamaya geniş kollarını açarlar.



sarhoşluğun aşıkı başımı daldırayım

bu siyah ummana ki öbür ummandan derin;

ve benim sallatıyla okşanan ince ruhum

yeniden bulsun sizi,ey verimli tembellik,
sonsuz sallanışları gül kokan işsizliğin!



sümbül saçlar,gerilmiş karanlıklar bayrağı,

bana veriyorsunuz çepçevre mavi göğü;

boğumlu örgünüzün tüylü kıyılarında

sıcakça mest olurum birbirine karışık

hindistan cevizi,mis,katarn kokulariyle



uzun zaman!boyuna!elim senin o ağır

yelene,yakut,inci,safir ekecek;

ta ki arzuma asla duygusuz kalmayasın

sen,rüyaya daldığım bir vaha,hatıranın

şarabını içtiğim bir testi değil misin?

c.b