27 Aralık 2010 Pazartesi

portakal



(tıklayın & dinleyin)


" nasıl paylaşıyorlar güneşi dostça

portakal agaçlarında portakallar?"


*yapması kolay, bardaktan çıkarması kolay, sevdiklerimizle yemenin zevki,  paha biçilemez...

cam buğularının her yerine, her yerine adını yazdım...




(tıklayıp & dinleyin)

♥



gökyüzü bir çocuk resmi

çağla yeşili ve pespembe

cam buğularının her yerine adını yazdım

pamuk yumuşaklığında deniz

güneş sıcaklığında aşkımız

cam buğularının her yerine adını yazdım



sokaklara, apartman girişlerine

kapılara, market çıkışlarına yazdım

ama ♥ sen sorumlusun

duraklara, kaldırım taşlarına

defterlere, satır başlarına yazdım

ama  ♥ sen sorumlusun

bir avuç yıldız gökyüzünde

ayışığı da benden hediye

cam buğularının her yerine adını yazdım

alabildiğine yaşama sevinci

verebildiğine kırılgan sevgi

cam buğularının her yerine adını yazdım

pencerelere, bütün aynalara

gazetelerin ilan sayfalarına yazdım

ama  ♥ sen sorumlusun

denizde, kıyıda, bütün kumlara

rüzgârda uçuşan yapraklara yazdım

ama ♥ sen sorumlusun

yolda kirlenmiş araba camlarına

yeni boyanmış beyaz duvarlara yazdım

ama ♥ sen sorumlusun

b.o



26 Aralık 2010 Pazar

35.




(tıklayın & dinleyin)

"haydi gel de sarışıp -burunlarımızı çekerek- yatalım senin ile " dedim: ikimizde hastaydık:-
çok garip bir yanı çıkar ortaya ilişkinin, kişilerden biri - hele, ikisi birden! - hastalanınca : buna 'bakım' denir.
(ingilizce'nin ilginç bir anlam bağlantısı, care sözcüğüne hem 'birisine bakmak', hem de 'birisi için tasalanmak/ birisinin kişi için önem taşıması' giderek 'birisini sevmek' anlamlarını yüklemesi. -heidegger de almanca sorge sözcüğünden benzer anlamlar çıkarır - en azından, 'hastaya bakma' anlamı vardır sorgen ' de(: "fürsorge")...

türkçe ise, inanılmaz bir bağlantı kuruyor, ' hastaya bakma' edimiyle : kişinin 'gözü üzerinde olur hep 'baktığının' (: 'yoğunbakım'...); 'birisine bakmak'  da, onun için - iyileşmesi için - neler gerekiyorsa, onları ona yapmaktır (: 'hastabakıcı'!).)

- sen de, gidip biryerlerden ıhlamur çiçekleri almışsın : berbat nezleli / gripli burnumla - nasıl olduysa - kokusunu aldım; masanın üstüne, açığa - başka bir işe yaramayacak bir ' armağan ' kabının içine - bir tutam, bir demet koydun - ortalarına da  kış başında canlı tutmaya çalıştığımız  ama küçücük meyveleri dallarından boynuna dökülen biber'in attıklarından süsleme  yapmayı da unutmadın:

-şimdi burada duruyorlar - siyah, sarı, kırmızı - senin elinden....

o.a