16 Şubat 2011 Çarşamba

aşk akışına uygundur ırmakların...







kendini toparlayıp - toparlanıp - yaşamın boyunca zaten yöneldiğin; ama,hiçbir zaman o, istediğin - kendini hiç gelmeyeceğine   inandırarak bekleyip durduğun- anlamda gelmeyeceğini varsaydığına, uygun olmanı gerektiriyor artık o :-

tam da senin istediğini istiyor (hani "de"miştin ya "işte": "tam kendin olarak, tam kendisiyle yüzyüze geldiğin bir başka kişiyle birlikte, birşey yaşadığında (bir sevinç, bir acı...) - o zaman gerçekten yaşarsın.")


işte-
ne "de"rsin "ki" şimdi "işte"...?

o'nu, işte-

şimdi hayallerinin gerçek de olabileceğini düşünebilirsin - bu berbat dünyada, düşlerinin gerçekte karşılığının bulunabileceğini...çünkü, var, artık, o-


o.a

15 Şubat 2011 Salı

djokovic in wonderland




bu kez gerçek bir masalı anlatıyor masalcı,
gözlerinde gene binbir gecenin ayartıcılığı,
sesinde uzaklıklar, deli rüzgarlar,
körkuyular, yolculuklar, kervansaraylar

here comes the rain again







tam da yağmur yağarken... 

ısıtırken yüreğimizi bölüştüğümüz çilekler, konuşalım seninle...



istersen bana düşlerini anlat,


istersen sus sabahın sisli alacasında

yollara düşerken tökezlediğin,

dağ yamacındaki çiçekleri kokla

ve başla gene de anlatmaya

suyunu içmeye eğildiğin

o keklik pınarını, uykulu kanatlarıyla

havalanan kuşları…



bir ince marangozdun sen pekeriç

kuytusunda,

uzakta su değirmeni,

yatağın toprak damda,

düşlerinde bıldır yağan kar.

haydi bir cigara sar şimdi

nasırlı parmaklarınla

ve bana düşlerini anlat:



“ah o bulutsuz gökyüzü, o çırpıntısız deniz,

kumsalını, kayalıklarını uzaktan görebildiğimiz

c.ç