20 Şubat 2011 Pazar

uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların

 

durup dinliyorum evrenin bütün seslerini, sulara takıyorum bu günlerde, göç yollarına... durağan ve kaybolmayan aşka bakıyorum. hava soğukken kızaran yanaklarıma, içimin sıcaklığına bakıyorum. deniz fenerlerinde oturuyor martılar, balıkçılar çoktan dönmüş, ağlar tamir olmuş.  teknenin arkasında ısınan şarabın sıcaklığı, plastik bardaklarda olması değiştirmiyor hiçbirşeyi. herşey öyle güzel ki, arada sırada yağan- duran yağmur altında.ellerim buz, yanaklarım sıcak, saçlarım ıslak.  içimizi hava ısıtmıyor biliyorum, içimiz aşk, içimizi evren, içimizi bu dünya ısıtıyor. içimizde hayat, koşuyor gümbür gümbür.


uyanıyor yeniden gül farkında mısın?

uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların

sen bir ağaç olmanın önsezisiyle yeniden

ve ben gövdene yeniden rüzgar olmanın

19 Şubat 2011 Cumartesi

geceye not




sesin çağrısı bu gelip geçen

kal onunla

kal onunla

kal onunla



birbirimizi bundan fazla sevemeyiz

burada



yürüyüp gittikçe

takip ettikçe

evet,onunla da onsuz da

her ne ise



her ne ise gelip geçen.

a.g

just a little bird


( tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)


gece... ve pusunu aklayan ay'da karanlık mavi, içimizde şimdi ulaşamadığımız dehlizler, birgün bir yerde bulunca kendi haritamızın izini... kuşlar göçerken aynı yolu izler, hiç düşündün mü göçleri?


her şey kendinin âhı


toprak

taş

duvar.

topragi ve taşı

göğee taşıyan duvar

biliyor

kulelere cevabı yok göğün,

sonsuzluk ay gibi

esirgiyor kendini dunyadan.

bejan