14 Eylül 2011 Çarşamba

sonu mutlu mu, acıklı mı / belli olmayan masal...



belki de çıkar yollardan biri de bu: gözlerine bakmak...*



bir akşam eve dönerken mahallenin bakkalına uğramış,öteberi almıştım.tam kapıdan çıkacağım sırada, karşı evin bir odasında kira ile oturan bekarın radyosu, weber’in oberon operası uvertürünü çalmaya başladı. az daha elimdeki paketleri yere düşürecektim. maria ile beraber gittiğimiz birkaç operadan biri de buydu ve onun weber’e hususi bir muhabbeti olduğunu biliyordum;yolda, hep onun uvertürünü ıslıkla çalardı. kendisinden daha dün ayrılmışım gibi taze bir hasret duydum. kaybedilen en kıymetli eşyanın,servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. bunun sebebi herhalde “bu öyle olmayabilirdi!” düşüncesi,yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”
s.a

13 Eylül 2011 Salı

ah, neresinden baksam sessizlik gene.


...
yürürüm usuldan, girerim bir meyhaneye

içerde üç beş kişi

yalnızlık üç beş kişi

bir kadeh rakı söylerim kendime

bir kadeh rakı daha söylerim kendime

-söyle be! ne zamandır burda bu gemi

-denizin değil hüznün üstünde.



belki yarın gidecek

bir anı gelecek bir başka anının yerine.



insan bazen ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

e.c