* lale müldür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
* lale müldür etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2012 Cuma

önce dokuz sonra bir...




seninle bir istanbul kentinde karşılaşmıştık, istanbul…

sen o zamanlar konstantinopolis olduğunu henüz unutmuştun.

ben seni daha terketmemiştim...

terketmek üzereydim…

geri dönüşün olmadığını,

geriye dönülemeyeceğini henüz bilmiyordum

karşıdan karşıya geçiyorduk.

ben tam o an karar verdim.

yerleşiklik o an yitirildi.

gerisi sürekli bir git-gel artık...

dönmeye ve kaçmaya çalışarak hep

oysa sana dönemiyordum işte, istanbul.

bütün dönüş biletlerimi saklıyordum,

biliyordun ama kabul etmiyordun.

dönüş yoktu, olamazdı, tıpkı gidişin olmadığı gibi.



ben hala o uzun kıvrılan yolda bekliyordum.

oradan ayrılmamıştım ki...

sonra şimdi yatağımda, bütün gece yazmaktan

yorgun düşmüşken, kuzey rüzgarı buzdan

heykeller yontarken odada, kulaklarımda


yavaşça, seni düşünüyorum…

l.m



15 Eylül 2011 Perşembe

rüzgarla şişip boşalan o yüzü görmeye gitmiştik/pırlanta yüreğini evde bırak demiştim sana...



bir şey olacak biliyorum ama ne.


antartika’da söylenebilirdi belki.

söylenebilecek tek şey kendimizi unutmanın

mümkün olduğudur. kim görüyor buz denizlerinin

metal ışığını? kimse. buzu görmüyoruz çünkü.

buz görünmeden once buzlu yerlerden ufka

akseden ışığı hissediyoruz yalnızca.

birşey olacak biliyorum ama ne.

daha az parçalanmış bir dünyada söylenebilirdi belki.

l.m


15 Nisan 2011 Cuma

ormanda sarı yapraklar düşmeye başladığı zaman saçlarının arasından...



(tıklayınca açılır fizzy'nin kapısı)

♥


doğuya bakan yüzünle bak bana ve kalbimin bir porselen gibi olduğunu


hiç unutma

çocuk gibi olduğumu söylemiştin zaten.

çocuk gibi yazdıgımı biliyorum bu kitapta

kırmızı mürekkeple boyanmış bir çocuk başı uyuyor kalbimde.

fosforlu gözleri açıklanamayan şeylerin merkezi gibi.

tıpkı bunun gibi açıklanamayan şeylerin merkezi olsun isterdim bu

kitap;

hiç kumru olamamış bir çocuk izini bırakırken onun üstünde;

ararken bir kumru oluş halini...


.


gece saat 3:30. senin için birşeyler yazmak istiyorum

ama gözlerinin karşılaştığın insanlara nasıl sevgiyle baktığından

başka birşey gelmiyor aklıma

içimdeyken bana bakışın bir de.

kumru değiliz biz

geyiklerin sonu da çok acıklı

ne kalıyor geriye?

l.m

'geceler boyu güneşi izleyip seni bekleyeceğim'


gün geceye akıyor../gece güne..ölüm yaşama akıyor..yaşam bilince...çember kendini bir çırpıda tamamlıyor, usulca, farkettirmeden...



(tıklayınca açılır fizzy'nin kapısı)

herşeyin kilide, bir kilide dönüştüğü günlerde;



herkesin bana bir eşya gibi baktığı günlerde;

kilitle beni,

ey eşya bakışlı sevgilim!

eski bir ceviz sandık gibi bırakıldığı yerde

ölü bir şairin,

taflanların arasında öylece duruyor olması

ve kimsenin ona yüz vermemesi gibi

anma gününde...

kitab'ımı yalnızlığa indirdiğim günlerde;

aşkların bile ben geçerken eğildiği günlerde;

nehirlerin bir testiye sıkışıp kaldığı günlerde;

doğur cübbeni cüneyd;

cübbeni doğur;

beni kilitle cüneyd;

beni kilitle...

parmak uçlarıyla bir taflanı ufalayan şair;

elinde ulu bir ağaçla oynayan şair;

kendini doğum günü gibi hissediyor bu kentin

ölü doğmuş bu kentin doğum günü gibi hissediyor

anma gününde...

bırakın hissetsin, beni kilitle!

je suis un vieux boudoir plein de roses fanées

çekmeceler açık dursun,

çekmecedeki solgun gülleri kilitle!

ve sandığı sulara bırak, bırak aksın o sandık;

onu var eden ulu ceviz ağacına doğru aksın,

herkesin bana bir eşya gibi baktığı günlerde..

kilitle, şiirin içindeki derin yaraya kilitle...

h.y

"rüzgâr hediye edilebilseydi eğer /sana rüzgâr hediye etmek/isterdim. sarı yapraklı bir ormanda/ iki geyik havaya sıçrayıp öpüşüyor"*


17 Şubat 2011 Perşembe

ben aşkı mineraller, bitkiler ve melekler olarak düşüneceğim*

bazılarımızın çocukluğu hiç bitmez...


(tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

“do you know, i always thought unicorns were fabulous monsters, too! i never saw one alive before!”

“well, now that we have seen each other,” said the unicorn, “if you’ll believe in me, I’ll believe in you.”

l.c