ahmet muhip dıranas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ahmet muhip dıranas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2011 Perşembe

*bazıları susmayı aldılar, kimileri "evet" demeyi, avunup yansılamayı...



hoyrattır bu akşamüstüler daima.

gün saltanatıyla gitti mi bir defa

yalnızlığımızla doldurup her yeri

bir renk çığlığı içinde bahçemizden,

bir el çıkarmaya başlar bohçamızdan

lavanta çiçeği kokan kederleri;

hoyrattır bu akşamüstüler daima.


tutmayacaksın öfkeni derdi nergis hanım, bir şekilde karışmalı hayata öfken, bir şekilde terketmeli bedenini. söylemedikçe, söyleyemedikçe, sustukların... gerçeğin, acı tadı ters tutulmuş bıçaklar gibidir, avuç içlerin kesilir. çocuk aklımla anlamış gibi kafamı sallardım, zaten söylediği de ben değildim.  yine de sustum, bilmenin lanetini taşıyarak sustum. önce bir dostun mailine, sonra müziğe karıştı aklımdakiler, volver, ya sonra, pagan poetry, oceania , empty derken... tıpkı şiirdeki gibi manyaklaştı duygular. ömrümde hiç ama hiç çıplak ayak yürümemiştim karda, parmakuçlarımız ellerimizde midir sadece, sevgilimizin dudaklarının dokunduğu... az önce kahveyle sarhoş olurken, ılık bir suya sokmak ister gibi eğilip çıkardım çoraplarımı... kedilerin dışarı çıkmasını engelleyen sinekliğin kilidini aşırdım...  kulağımda devrilen dağ yolları gibi sözcüklerim, ya sonra... terasın rüzgarı, soluğumu beyaza çevirirken, üstelik kar hala yağarken, bir adım attım dışarı...  sonrasında bir adım daha... bütün öfkemi kar tanelerinde dağıttım . sonra yağmura dönüştü kar. yağmur her seferinde sen demekti bu coğrafyada.ben şarkı söylüyordum yağmur içime sızıyordu kar tanelerine dönüşürken...

söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir


kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;

insan, yağmur kokan bir sabaha karşı

hatırlar bir gün bir camı açtığını...

27 Haziran 2010 Pazar

sen ve gökyüzü


bir güzelim sensin, bir de gökyüzü.

gerisi denizler ötesi, hepsi.

gökyüzüm gündüzüyle, gecesiyle,

sen güzelim aşkıyle, neşesiyle

uyumlu, esgin, elele, ikiniz,

mutlarla bezer, gönendirirsiniz

ömrümü, kıyısında bir akşamın.

bu kutlu anlarında yaşamanın

solumayı bile unutuyorum;

sanki ölümsüzlüğü tutuyorum!

ya o gökyüzü; öylesine mavi

üstümüzde, öylesine ebedi

o gökyüzü ve öylesine gerçek;

büyük, büyük, büyük, kocaman çiçek.

a.m.d

3 Şubat 2010 Çarşamba

kar

kardır yağan üstümüze geceden,
yağmurlu,karanlık bir düşünceden,
ormanın uğultusuyla birlikte
ve dörtnala,dümdüz bir mavilikte
kar yağıyor üstümüze inceden.

sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
unutulmuş güzel şarkılar için
bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
rüzgar gibi ta eski anadolu’dan
sesin nerde kaldı? kar içindesin!

ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
uyandırmayın beni, uyanamam.
kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
allah aşkına, gök, deniz aşkına
yağsın kar üstümüze buram buram...

buğulandıkça yüzü her aynanın
beyaz dokusunda bu saf rüyanın
göğe uzanır-tek, tenha- bir kamış
sırf unutmak için, unutmak ey kış!
büyük yalnızlığını dünyanın.

d.