ilhan berk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ilhan berk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Eylül 2011 Cuma

suydum ben geçiyordum




(tık&tık)

bir daha elimden tutun bütün sözcükler
gideriz hep bilmeden
yazmak ki geriye dönmektir
taşlar sürünüp gitmeyi kurar
...

i.b

29 Haziran 2011 Çarşamba

bir kıyı kahvesinde





gün ağmıştı. adaçaylarımızı söylemiş miydik?

üç kişi bir köşede oturmuş ağ yamıyordu.

kimimiz aznif oynuyor, cıgara üstüne cıgara

yakıyordu kimimiz. sanki dünya durmuştu

öyle dalmış gitmiştik. kendi kendimizdik.

bir sürü kırlangıç dışarda camlara vuruyordu.

birden bir ses, yüzüne karışmış bıyıkları,

-deniz çekildi, dedi. hepimize tutup

denizde gezdirdiği gözlerini. büyük

bir boşluk bırakıp sonra da arkasında

kalktı.

biz işte o zaman gördük onu

ve çekilen denizi.

o zaman çıktık kendimizden.

dışarda bir dilim ekmek gibiydi gök.

i.b

15 Mart 2011 Salı

güne not



(tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

.
geç vakitte koru yolundaki çıtırtılara, gölgelere,vakitsiz açan dallara ve  düşüncelere...
.

hiç unutmam bir gün geç vakit

tam benim geçtiğim zamana rastlamıştı

büyüme saati bir ormanın

şöyle iyice dinlesem sanırım artık

bütün ormanları büyürken duyarım

i.b

yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından




(tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

yavaş yavaş geçtim kalabalıkların arasından
bir deniz çarpması gibi çoğalta çoğalta geçen
geçtiği yeri
yavaş yavaş çıktım içimden. dokundum
yavaş yavaş acıya, kuvarsa, şiire
yavaş yavaş tarttım suyu, anladım nedir ağırlık
kokular
coğrafya
eğildim sonra gövdeyi tanıdım ve düzenini
gördüm sessizliğin dümdüzlüğünü
gördüm, yinelemedir hiçbir şey
böyle yavaş yavaş geçtim insandan insana
insanlaştırdım yavaş yavaş dışımı
böyle karıştım kalabalıklara
kalabalıklaştım böylece

i.b

14 Mart 2011 Pazartesi

dün dağlarda dolaştım evde yoktum




güneş cebimde bir bulut peydahladı. taş, kördür diye yazdım. ölüm, geleceksiz.
şeylerin yalnız adı var. ve: 'ad evdir.' (kim söyledi bunu?) dün dağlarda dolaştım,evde yoktum. bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. buydu bizim kendine sonsuz olanı duyduğumuz. nesneler ki zamanda vardır. terziler çıracısı hermüsül heramise'nin pöstekisi her bahar ayaklanırdı. yağmur yağmamazlık edemez. taş,düşmemezlik.
ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. otların canı sıkılmaz. kurşunkalem
kendini ağaç sanır. ufuk, hüthüt kuşu. seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya.
onun için başka bir son yok. bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! sonsuzluk dediğimiz budur.nerden başlasam yine oraya geliyorum. ben gidiyorum. ölüme, o büyük tümceye, çalışacağım.
dün dağlarda dolaştım evde yoktum.



ağaçlardan arkadaşlarım oldu
adlarla doldurdum sessizliği. şeyleri kodladım. gökyüzünün, ağaçların çocukluğunu bilirim. ağaçlardan arkadaşlarım oldu. hala da var. samanyolunu anlamadım. sayıları da. ( sayılar daha bulunmamış gibi davranıyorlardı. ) yalnız sekizle (5+3) içli dışlı oldum. ( kim olmamıştır ki? ) biraz da sıfırla. ( sıfırın bulunması kolay olmamıştır. ) üç için çok kötü şeyler söylenmiştir. niçin? bilmem. bilmek sayıdır. bir biri tanıdım. bir ile düşünülmüyor. bazı sayılar suçlu doğmuştur. bir, bunlardan biridir. anlamadan sevdim taşları. çakıltaşının adıyla biçimi arasında hiçbir ilişki kurulamamıştır. oltu taşının geçmişini bulamadım. olsun. gizem güzel şeydir. kimi sessiz harfleri sökemedim. ( harfin tini sessiz harflerde gezer. kızılderililer bilir bunu. ) kuşlarla gittim geldim. kuşlar sayıları bilmez, yusufçuk hariç. doğu'da atların düş görmediğini anladım. ( homeros'ta atlar ağlar. )
yürürken gördüm dağları. dağlar yürürken düşünüyorlardı. tanımak usu durduruyor. 'dünya bizimdir' diye konuşuyorlardı sümüklüböcekler. anladım diyemem. anlamadım da. sümüklüböcekleri okumalı.
sen ırmaklardan söz ederken konuşuyor ırmaklar, otlar gözle­rinde. zaman bir izdüşümdür. bir yerlere yaz bunu. tinin dışarıya penceresi olmadığı doğru değildir. isa’nın hayaleti hala dünya­nın üzerinde dolaşıyor. (yalnız soruyorum. sormak için yazar insan.) gençliğini bilmeyen sabah tökezler. gül ki adıyla vardır. taş adını yüzü bulununca aldı. (duvarcıların avcunda taş bunun için döner durur.)
ben senin gözlerine dönmek istiyorum.
sonra da…
sonra diye bir şey yoktur. tarih dışıdır, sonra.


i.b

18 Şubat 2011 Cuma

pera'nın eski bir sokağında





eski bir albüm geçiyor elime, eski bir kitap, saçlarım daha kısa, kahverengi üstelik, hiç yaşlı hissetmemişim kendimi, hatta o yaşa çakılmışım gibi alaycı bir gülümseme yüzümde, öyle eminmişim ki herşeyi bildiğime bu hayatta.... arkamdan kahkaha atan hayatı, dağılan kırılan vazoları es geçmişim. bülent ortaçgil'in albümü elimde, çetin altan bir kitap yazmış, taksim de yürürken almışım, eteklerim alabildiğine rüzgarlı...  bol kahkahalı günler de yaşamımız, daha henüz eksilmemişiz, daha henüz sevdiklerimiz çok uzak ülkelerde yaşamaya karar vermemiş, daha henüz ölümleri yaşayıp titrememiş içimiz, yerine koyamayacaklarımızdan haberimiz yok, ne büyük mutlulukmuş kayıpsız sarılmak yaşama.
 bir cuma... elimde susuz rakı kadehi, bir başka kitabı anlatıyorum, ara sokaklarda gezerken yakalanan hayatları, başka bir gözün gördüğünden öğrenmeye çalıştığım yollar, yüzler, hayatlar, saçıma bir çiçek takmışım nerden bulmuşum şimdi hatırlamadığım.  istanbul beni bazen öyle yakalıyor ki, hayret ediyorum, rüzgarın elleri var bu şehirde, tozun yaşamışlığı ve denizin kimsenin bilmediği bir kokusu, hayatın içinde herşey, oysa bir kere çıktın mı oyundan sonsuza dek yabancısı kalırsın.
 bir cuma, elimde bir kitap, madam anahit'in kırmızı ruju kalıyor yüzümde, kokusunu şimdi hatırladığım o tuhaf parfüm, sabunlu. şimdi hepsi albümlerde bir sır, yaşamıma dair ipuçları, sevdiklerimiz göçüp gitmiş, arka sayfadaki sarman kedimiz bile....

bir cuma, kapatıyorum bir albümün kapağını, artık ne bilirsem bileyim hiçbirşey bilmediğimi bilerek, bütün yavru kediler büyüdüklerinden ölüyor, kimsenin haberi yok, rüzgarın bile.
 


kuşlar kalkıyor aya irini üstünden

bir sap ot kulaklarının arkasında.



ben sonunda burdasın işte diyorum kendi kendime

burda eski bir atlasın kesiştiği yerde.



bir kedi gözlerini dikmiş sana bakıyor

ve aşağılarda gök ne kadar aşağılarda olursa.



ve karşıdan karşıya geçmeye çalışıyor bir kadın.

ben seni düşünüp korkunç ince diyorum görmediğim boynu.



önümden çerçiler askerler bıçak bileyiciler geçiyor

ve asık suratlı kazmacıları dünyamızın.



bir ses seninle aynı yarımadadayız diyor

ve yitiyor sonra pera'nın eski bir sokağında.



pera'nın eski bir sokağını tepiyorum ben böyle her akşam

her akşam tabanımda senin çamurun.


i.b

1 Ekim 2010 Cuma

ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada



(rondo)

ben uyandım bir aşk demekti bu dünyada
-sesin bir gülü bırakmak gibi bir şeydi.
karaydım, kağıt gibiydim yaşamalarda
adım görseniz her gün o denizlerdeydi
bin sene bir e sesiydim aşağı mısır'da.
ben vurdum sevilere belli değil miydi
bin yıl seni açtım işte yalnızlığımda.
ne zaman aydınlığında adım geçti miydi
bir aşk demekti bu dünyada.

bir zamanlar yalnızlık güzeldi mısır'da
seninle yepyeni bir göktü gidilirdi
baktım mı, büyürdü bir zambaktı anımda
şimdi bir gölgedir uzar ovalarımda
böyle uyanırdımya uyanmak değildi
bir aşk demekti bu dünyada.


i.b

7 Eylül 2010 Salı

29 Ağustos 2010 Pazar

aşklar aşklar içinde, XII



yaşamış olan



1. burda kapanıyor işte

yüzünle başlayan bir med zamanı



2. taşlar demirler yosunlarız şimdi

rüzgarın denizin getirip yıktıkları



3. ey sası çağ!

"yaşamış olan ölüdür şimdi"



4. biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı

(gelecek'iz şimdi)

i.b

aşklar aşklar içinde, XI



iyi gül



1. gözlerini düşündüm

gözlerini, gözlerini, gözlerini



2. gördüm oradaydı hep o iyi gül

(aşkın eğdiği)



3. oradaydı sonra orada

gördüm gök bahtiyar



4. böyle gittim geldim gözlerinin gel-gitinde

kuruttum böyle bir uzak rüzgarda kendimi

i.b

aşklar aşklar içinde, X



(biz ki yaşadık, aşklardı kargışlardı)

ben ki



1. bir sürgünlüktür aşk

(sevgilim, birden böyle dedim)



2. buğulu sesin, kirpiklerin

geceme düştü durdu



3. ben ki hala eskisi kadar yaralıyım

ben ki günlerimde aşklarla büyüdüm



4. bir sürgünlüktür aşk

(bütün kitaplarda)


i.b


aşklar aşklar içinde,IX


ölümlerde aşklarda



1. sevgilim çekilen bir deniz hüznüyüz biz

(ilk batıklarla geçmiş yaşamı)



2. bizim değil, homeros'undur bu dünya

(mı diyordu ölü yorgo seferis)



3. sanki bu dünyada yaşamamışız gibi biz bu aşkı

(sanki bir anıdır o artık)



4. bunlar bir hüzne götürmek için değildir seni

(ölümlerde, aşklarda)


i.b


aşklar aşklar içinde, VIII



ben gelirdim



1. biliyor musun sen bir şiire girmek gibisin

(eflatun bir şiire)



2. ben gelirdim

(bir yağmur sesinin yanı sıra yağardı)



3. sanki çin'li bilge fuke'ydim

(gecede çan çala çala gezen)



4. gelirdim, senin kara saçların kırmızı yüzünde

(isli çıplaklığının düğümünde dönerdim)


i.b

aşklar aşklar içinde,VII



(karanlığımdabiralatgibiboynun)



sesler



1. günün eli elimizde yürüyoruz.

(saatleri, atları, kırlangıçları geçiyoruz)



2. mutsuz zamanlarda buluştuk.

(zamanı, onu unutma)



3. sesler de yaşamış mıdır?

(sözlüklere baktım geçmiyor)



4. anımsa, anımsamamak için vardır bu dünya.

(zamana bizden bir ses gelir düşer)


i.b

aşklar aşklar içinde, VI


sürgün



1. benim zamanım bir ikindi zamanıdır

(kitaplarda, akşamlarda)



2. pis bir kış geçirdim ağzından uzak

(ağzının gönderine çek beni)



3. aşklar da sürülmüş müdür

(sordumdu bir zaman)



4. bunlar senin uyandığın saatler içindir

(de ki; gelecek'tir aşk.)

i.b

aşklar aşklar içinde, V


akşamım ben



1. akşamım ben

(kirpiğinden tam öperken)



2. senin gövden yeni süren çayırlar mıdır

(eğildim öyle buldum)



3. bakardım su altındaki ovalardır göğsün

(bakardım suyun sağ eli)



4. akşamım ben.

(ağzının ipek terkisinde)

i.b

aşklar aşklar içinde,IV



(gelecek'tiraşkondanötetarihyoktur)


aşkta ve acıda



1. bu senin vaktin onu uzatıyorsun bana

(aşkta ve acıda)



2. ben ki savrula savrula yaşadım

(anla ki, bütün yaşları yaşadım)



3. şimdi sen galata'da bir sinagogdasın işte

(ve tüylü bir şeftali gibi ağzın)



4. aşklar ki deniz resimleri gibidir.

(yaşarken bilinmek ister)

i.b

aşklar aşklar içinde, III


yüz



1. sabahları gri şiirler mi yazılır

(dedim ya, bende bir ırmağın yüzüdür yüzün)



2. böyle hep yüzüne getirip bırakıyorum işte

(olur olmaz bütün sözcükleri)



3. bu ben zayıfın sen tut elinden, sen katlan ona

(onu sen götür)



4. sen ki bir çiçeğin sesisin şimdi

(ben aşkla çılgına dönmüş bir kumaşçıyım)

i.b


aşklar aşklar içinde, II


yaprak



1. nesneleri mi düşünür bilge epikuros

(pusatsız, yalın, som aşkı)



2. hem yaprak da yaşar yalnızlığı

(harlı bir aşk da)



3. de ki; böyle böyle öğrendik ama

(damımıza vuran bir akşamüstü güzelliğini)



4. hem aşk da gölge ister.

(sık sık sorgulamak için -o da- kendini)



i.b
 

aşklar aşklar içinde, I



ırmak



1. sen bir sorusun bir yaprağın sorduğu.

(biri bu , ötekisi yüzün)



2. bir ırmağa bakıyoruz bir ırmaklara çıkıyoruz.

(yüzün, kalan bir yaz gibi anlatıyor kendini)



3. dün bazı sulara eğildim, bazı aşklara

(fırtınanın içinden gelen bir ses midir şiir)



4. ben ki kapanık, solgun bir kış günüyüm.

(düşünde denizler, çan sesleri)



i.b