9 Temmuz 2010 Cuma
lamia hanıma mektuplar
sevgiliye:
gök de sensin, yerde sensin!
hem alansın, hem verensin!
hem çiçeksin, hem derensin!
diyor.
mektubunu okurken o keşmir'li dilberi hatırladım. kelimelerinde ezeli nur'un en muhteşem lem'aları. birden bir vahada buldum kendimi; bir çöl akşamı ve gök kubbede gülümseyen yıldızlar. kelimelerin mektupdan gök'e uçtu, gök'e, yani gönlüme. kelimelerin musiki oldu.
tevrat haklı: önce kelam vardı, kelam, yani sen.
bütün kitaplar yavan, bütün şiirler soluk, bütün şarkılar ahenksiz. zirvelerdesin, büyük mustariplerin, büyük ermişlerin, büyük ruhların kanat çırpdığı zirvelerde. ve kendimden utanıyorum, ben toprağım, sen arş. ben ten'im, sen gönül. ben alev'im, sen ışık. "ben sen'im" diyorsun. saçlarımı okşamak istediğin zaman, kendi saçlarını okşa. lal ded'i hatırladım, gerçekde lal ded sensin, her asırda başka bir adla tecelli etmişsin.
leyla bir tomurcuk, sen bir muhteşem gül. leyla bir mısra, sen bir destansın. leyla bir kıvılcım, sen bir şafaksın. leyla bir tecessüs, leyla bir masal, leyla yaşamayan, leyla bir yarım.
hangi sevgili seninle boy ölçüşebilir? lamiam benim. sen doyulmayan,sen kanılmayan, sen rüya, sen gerçek.
romeo'yu düşündüm ve güldüm. imtihandan geçmeyen bir sevgi, bir saman alevi. artık yirmi beş yıl önceye dönmek istemiyorum. senin yanında zaman yok. elest bezminden beri dudak dudağayız, seni kaburgamdan yarattım, hayır, gönlümden yarattım, kafamdan yarattım, belki de ben senin kaburganım. cennette beraberdik ve ismin havva’ydı. yirmi beş yıl önce yine beraberdik. ad’ın bilinmeyen'di, özlenen'di.
yirmi beş yıl önce yine beraberdik, geceleri rüyalarımı süslüyordun, gözyaşlarımda sen vardın. her kadında seni arıyordum.yirmi beş yıl önce adın hasret'ti, sonra ümit oldu. seni bulmadığım için, seni bulamadığım için gözlerim kapandı. seni düşünerek intihar etmedim. yirmi beş yıldan beri senin için yaşıyorum lamiam.
her kitabımda sen varsın. hind'i ben yazmış olamam. bende güzel olan ne varsa, senin ilhamın. bende büyük olan ne varsa senin eserin. sen günahlarınla bensin, ben faziletlerimle sen. levislerini takdis ediyorum. onlar olmasa insandan çok tanrıya benzerdin ve sana yaklaşamazdım. teninle kadınsın, sesinle tanrı. ıstıraplarımı takdis ediyorum. senin bende sevgiye layık bulacağın tek büyük taraf ıstıraplarım, ıstıraplarım yani sensizlik.
iki gündür çocuklarınla beraberim. v. çalışıyor, yarın gelecek. hepsi iyi. onlarla beraber olmak içime su serpiyor, dinleniyorum, öksüzlüğümü unutuyorum ve hayat geçiyor. evet lamiam, benimki nankörlük. onbir gün, onbir gecede bütün hazları yaşadıktan sonra yanıp yakılmak; ama cennetten kovulan adem'in şikayeti bu.
arzularımı susturamıyorum. şımarığım, yaramazım, alçağım. sel yatağına çekilmedi henüz. mektuplarınla yaşıyorum. garip bir hayat bu, seninle yatıyor, seninle kalkıyorum, ama yine de mütehassırım, yine de lamiam benim, bütünüm, kemalim, zindanımı aydınlatan ışık, gözbebeğim.
sana yolladığı kitaplardan utanıyorum. sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. muhammed'e nasıl iman ettiklerini anlıyorum.
tek mucize kelam. kelam, yani sen.
sabahleyin uyandığım zaman ezanı dinliyorum, sonra şarkılar söylüyorum sana.
öperek...
c.m
8 Temmuz 2010 Perşembe
derin zaman
ben senin sınırlı gövden ile
beni sonsuz sarmanı diledim.
uykum seninle kışın kolları arasında
devrilerek dönerek tamamlansın,
içimde kuzeyin kuşları sussun istedim.
kışı ve kışın kalbimde ağırlaşan meyvesini,
çiy düşmüş, soğumuş, donmuş bir dili
hatırlamak için
beni büyüleyen o kimyanın boşluğunda
durup yalvardım:
beni bu siyah boşluğun içine bırakma,
derin bir zaman istedim senden, ama
bana onu verme! ne kışa ne yaza uygun
kalbim, çatlat aramızdaki donmuş dili,
yokluğunun sebebini anlatamadım kendime,
yokluğun ne vakittir karlı bir tepe gibi
içimde.
ayağa kalk, yaklaş, dilini döndür ağzında,
de ki:
ben onunla denizin dövdüğü dilsizzz
taşlar üstünde sustuydum.
b.k
...
yakında yaz kırılacak ve ben
kapıların olmadığı bir yere gideceğim .
kendi sürecinde yıkılan bir nehir gibi .
bir tavuskuşu tüyü moryeşil gibi .
fosforlu bir iz bırakır gibi .
çok uzak mektuplar atacağım çok uzak yerlere .
yakında yaz kırılacak
ve sedef bir deniz kabuğu kalacak geriye .
l.m
so broken (tıklayın, dinleyin)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



