ben çocuktum, tek kanallıydı televizyonlarımız, bizim ki nordmende marka... herşeyi ordan öğrendik, magnum dizisini, beyaz gölgeyi, pazar konserlerinde çalan klasik müzikleri, kaptan cousteau... aile bağlarını öğrendik, kökleri, tarihin içinden ne geçtiğini, bermuda şeytan üçgenini, mısır pramitlerini... okulda aynı şeyden konuşmayı öğrendik... çocukluğumuzda önce insan olmayı öğrettiler bize, o zaman ayrıldığımızı idda ettikleri konular başkaydı, bölünmezdik. bize Mustafa Kemal'in insan oluşu bazen bir fotoğrafla öğretildi, biz putlaştırmayı hiç bilmedik. on kasım dendiğinde hayat dururdu, sanki gelmiş Mustafa Kemal, o kadar içimizde... biz okuldan, biz televizyondan onun elini tutmayı, yüzünde gülümsemesini öğrendik.
çok kanallı yayın geldi önce, hani tüm dünyanın kapıları. biz çocuklarımıza önce yaratıkları öğrettik. sonra değişen dengelerle değişti yaşamımız.
benim kuşağım babasını kaybederdi on kasım da. elini tutanı, öğretilen doğrunun mihenk taşını, bugün sahip olduğu herşeyin akıl kapısını kaybederdi, içinde sonsuz yaşatmaya söz vererek. bugün şu anda bir kanalda yüz felci anlatılıyor.birinde çizgi film var, diğerinde kelliğe kök hücre çaresi, geri kalan doksandokuz kanalın üçünde sadece üçünde tören yayınlanıyor ve atatürk belgeselleri.diğerlerinde sadece kenarda küçücük bayraklar.
ben çocukken, babamızı kaybettiğimizden gülmeyi yakıştıramazdık, can çıkar huy çıkmaz derler, biz böyle öğrendik. bugün on kasım ve taşınırken mozaleye Mustafa Kemal'in naaşı ağlıyorum çocukluğumdaki gibi.
sana hasret, sana hayran gönlümüz
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
bu gemi bu "Kara Deniz"
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
kurban olam yürüdüğün yollara
kara peçe, yakışmıyor kullara
uyan bak bizim hallara
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
bulutlar teriden, dağlar korkundan
sarhostur Mahzuni, senin kokudan
bir daha gel gel Samsun'dan
sarı saçlım, mavi gözlüm nerdesin
aşık mahsuni şerif