25 Nisan 2010 Pazar

ne böyle sevdalar gördüm, ne böyle ayrılıklar


ne zaman seni düşünsem
bir ceylan su içmeye iner
çayırları büyürken görürüm

her akşam seninle
yeşil bir zeytin tanesi
bir parça mavi deniz
alır beni

seni düşündükçe
gül dikiyorum ellerimin değdiği yere
atlara su veriyorum
daha bir seviyorum dağları.

i.b

misafir

sana bakarak
bütün yüzleri unutmak
kendimden
ve arap saçı olmuş
bir sürü
hikayelerden bıkarak

sana misafir geliyorum
denizlerin sesi içinde
ve gündüz güneşlerinde
şaşırmış

sana misafir geliyorum
biraz daha uykuya yakın
biraz daha dalgın
biraz daha başka şeylerden uzak
On Mani Padme Hum

a.h.ç

24 Nisan 2010 Cumartesi

sevgilim,bir günün...

sevgilim, bir günün ortası şimdi...


taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,...

ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde...

uzat bana, uzat ellerini...

izinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar...

istanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,...

güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor...



ben seni düşünüyorum, seni

hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi

"kalbim" diyorum, kalbim

daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi

aşkı anılar besliyor, düşler kadar

bu yüzden diyorum ki "aşk, eskidikçe aşktır"

sevgi, eskidikçe sevgi.



günümüz ekmeğimiz, türkümüz

çoluğumuz çocuğumuz

binalar yan yana yükselip gidiyor

vapurların ağzı köpük içinde

uzaklarda ne kapılar açılıyor

trenin biri bir istasyona varıyor

oradan çıkıyor biri.



her şey biliyor, her şey

sen biliyor musun bakalım

seni nice sevdiğimi?

üstüne titrediğimi?



geldiği mi?
gittiği mi?
hadi!