20 Haziran 2010 Pazar

mum

odanızın mumlarını kendi elimle yakardım


senin aşkın kırmızı mıdır

(aşk, o duvar saatı)

yeniden derinden anladım artık

senin aşkın kırmızı



senin yüzün gece midir

(yüzün, o küçük su yolları)

bütün renkler ezberimde de söylüyorum

senin yüzün gece



senin sesin akşamüstleri mi

(sesin, o deniz kıyısı)

bütün sesleri yaşadım da biliyorum

senin sesin akşamüstleri



senin gözlerin göl saatleri mi

gözlerin o dünyanın en güzel arabistanı

bütün kitap adlarını düşündüm

senin gözlerin göl saatleri



i.b
 

18 Haziran 2010 Cuma

115.


özlem - şimdi ne?...
apaçık bir deniz, ay'ın yanında venüs,
- ve bir dar, karanlık, sessiz geçit...

oraya oradan yürümek....

şimdi, bu...

özlem - nedir ki: biz kendimiz değil miyiz - hep özleyenler; özlemleri hiç bitmeyener - kendileri özlem olanlar : özleyip duranlar, boyuna...
yerleri olmayanlar, özlerler-

o. a

korku ve yakarış


...
yine uyandım


sabah

yine büyük



ismimle ancak

aynı sarnıçta düş ve gerçek

alıp veren sakınan etim

soluduğum bakış

can levham duvarlarım senin



bana giysi verdin

öyle biliyorum giyinmeyi

beni doyurdun

böyle biliyorum doymayı

ve sayıyorum kimse yok

öyle böyle bir doğa

yalnız beni götürüyor kıyamete

görüyorum ki farkediyor

gülümserken korkuyorum



elime açılıyor yüzün

duyuyorum buzlar gibi



sensin bana

sanki kendimden bana

içimden tüten



sensin doğduğum sabahları

ışıklarına uzandığım başları

dünyaya bırakan



sensin güden

kanımın düşüncesini



sen ince şavk toplam zaman saf hayat

tek diri



sensin yüzen geceye

tek diri



sensin yüzen geceye

yeryüzü



sen ayrılmadın hiç

evimizden



uyudum yine

gece

yine geniş

c.z