(tık&tık)
28 Temmuz 2011 Perşembe
dünyanın yuvarlak olduğunu bilmek ve bir ayağı yolda olmak hoşuma gidiyor*
(tık&tık)
21 Aralık 2010 Salı
... sabah bilgisi
26 Eylül 2010 Pazar
eski bir hüzünle
1 Mayıs 2010 Cumartesi
ahker
21 Nisan 2010 Çarşamba
taylar ve yolcular
bütün bunlar sabırsız bir tayın anlattığıdır
17 Nisan 2010 Cumartesi
koşaradım
18 Ocak 2010 Pazartesi
karda izler

bir uçurum kıyısında vursunlar beni ki dünya
uğuldayıp duran bir uçurum değil miydi zaten
karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık
gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana
siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından
geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık
anılarım buz tutmuştur aşklarım kar yangını
ömrüm parmak uçlarımda eriyen bir kar tanesi
karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
kar yağıyorken milyon bekerel hüzün yağıyordur
derim ki kar ve hüzün bir aşkın seyir defteridir
yolculuklar ve ayrılıklarla anlatılabilir ancak
karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün
bir uçurum kıyısında vursunlar beni,vursunlar
bir kahkahayla çekip giderim karlı ovalardan
şairler vurulmalıdır,hayat yakışmıyor onlara
a.t
17 Kasım 2009 Salı
özletiyor bu yağmurlar seni

aralıksız yağıyor günlerdir
ama sen yine de şemsiyeni
almadan gel ilk otobüsle
yüzünü çiziyorum ki yüzün
bir yağmur damlası olup
düşüyor yapraklarına gülün
güller de bozamıyor bu uzun
karanlık sessizliğini kentin
anılarını yitiriyor sokaklar
bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları
tarih de kekemeleşiyor bazan
19 Ekim 2009 Pazartesi
kuş ölümleri

gittikçe yalnızlaşıyorum bir sen varsın
karşılığı olmayan sorular düşüyor aklıma
ve kuşların intihar tasarısından söz ediliyor kentte
soğuyan ellerinde kalıyorum bir kırlangıç gibi
ellerin bir mecnun yurdu, upuzun bir sessizlik
birlikte okuduğumuz kitaplar kadar sımsıcak
biz bu kitapları ne zaman okuduk ve niçin
her satırını çizip notlar düştük kıyılarına
dünya upuzun bir çöl sanki, bir buzul kütlesi
karşılık bulamıyorsun aklıma düşen sorulara
ve düşüp duruyor kırlangıçlar, üşüyorum
bir yolcu hüznüyle geçip gidiyor ömrümüz
sesine bir esmerlik düşüyor parçalanıyor yüzün
kayıp gidiyor parmaklarımın arasından
bir aşkı anlatmak için seçtiğim sözcükler
hep yanlış numaralar düşüyor telefonlarda
kaçırıyor korku bakışlarını eski tanıdıklar
bir sen varsın kurtulursam bu aşkla kurtulurum
gülüşü süt mavisi insanlar vardı/ nerede şimdi
çoğunun adını unuttum çoğunun kimliğinde kazınmış adresler
nevin canına kıydı geçen gün, şiir gibi bir kızdı bilirsin
öner enfaktüs geçirmiş içerde, kesik kesik öksürürdü eskiden
ayşe ise acemi bir sokak yosması artık
üşüyorum, ama sen anılarla sarma beni ve anlat yanlızlığımızı
a.t
6 Temmuz 2009 Pazartesi
savrulan külleri ömrümüzün






