'işaretleri bunca sevdiğine göre
ona yorulmadan işaret vermeliyim'.
nasıl yorulmazdı: kapısına götürüp
bağladığı beyaz at, aynı gün içinde
postaya attığı binbir mektup, beklenmedik
gecede beklenen bir güneş olmak -
verdiği her işaret hayatında birikmiş
büyük bir imgeyi söküp atıyordu ondan.
kadın doymuştu oysa bu duygulara.
beklediği işaretler değil işaretlerin
işaret ettiği yere çağrılmaktı.
olmayınca o da yorulmadan işaret
çakmağı bitince onu değiştirdi,
gömleğine sinmiş kokuyu benimsedi,
istedi ve isteklerini onun istediği
yalnız kaldığında düşünüyordu: 'bu
çocuğu hemen aldırtmazsam, onunla
ölebilirim.' zaman geçiyor ve çocuk
büyümüyordu oysa. neden sonra içinde
kaskatı bir ur olduğunu farketti
ve onu sevdi.
e.b
