siyah sonnet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
siyah sonnet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2011 Pazartesi

gouttes d'eau sur pierres brulantes




(tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

acılarının iç açılarını topluyorum, çok büyük çıkınca korkuyorum matematiksel yanlışlarımın gözyaşlarına sebeb olacağını düşünürek. insan kendinden önceki acılarla başa çıkmayı nasıl öğrenir, bakıp bilmek istiyorum google'a. havanın soğukluğu berraklığı demek, bir gece yarısı içimizi döktüklerimize hayatımızın en önemli sırlarını verdiğimizi bilmeden atlayıp geçiyoruz çoğu kez. farkında olmadanöylece durup orada tam da olunması gerken yerde, soluklandım, sırlarımı anlattım, sırlarını dinledim. hiç yaşanmamış gibi anları atlamakta üstümüze yok, oysa bildiklerimiz acıtmıyor mu kalbimizi. insan sevdikçe yaşamın yarattığı tahribatı dokunup alıvermek istiyor ama bu yapılamaz, sadece hafifletilebilir. acı eskir, hafifler, unutabilecek kadar kutsal değiliz hiçbirimiz. unuttuk sandıklarımız bir gece yarısı dökülen bir bardak şarapla, çalan bir melodiyle, yanımızdan geçen bir kokuyla  dikiliveirir önümüze. öylece kalakalırız. öylece, bildik bir his yalarken içimizi, durur ve geçmesini bekleriz, binlerce volkan aynı anda patlarken, görürken hep aynı kara kediyi, kalp krizi gibi.

 sadece masa, masanın üstünde dumanı tüten kahve fincanına uzanırken gördüğüm çizik üzerine düşündüklerime şaşıyorum, elimi o çizikte gezdiriyorum, şimdi o çizik yıllarca silinip, kullanıldıkça  dolacak. bir zaman sonra çizildiğini bile anlamayacak hiç kimse, oysa yaraladık masayı çoktan. hiçbirşey onarılmaz, herşey kendini yeniler eskirken. kışı eskiten bahar gibi, şimdilik yeni doğmuş kediler yok ortalıkta. yakın, çok yakın zaman, yeşil çimlere, badem ağaçlarına, şımarık eriklere çok yakın. eskitmek için hazırız, yenilenmek için, ellerimiz, yüzümüz, saçlarımız hazır. kırılıyor aynalar, kırılıyor kar,yağmur, kırılıyor erirken sular, kırılıyor eskittiklerimiz bir daha ki sefer için. hazırız kışı öldürmeye...



sular kayboldu büyüde, büyü tüldü tül


siyah, kendini gösteriyor, kapanır

yalnızlık dizlerine... gel, gömül

tenine... o tenin ki, zaman’dır...



maide ve siyah, olur elbet, kınından

çekilir gibi yollar... sularda ayna sesi!

âh, gökler bıkar gider kendi erguvanından;

bir aynaya dönüşür ötekinin gölgesi...



ve siyah... ayna düşer! aynayla birlikte

herşey kırılır!

ne kalır geriye aynadan, söyle, ne kalır?

geriye kalan âh, sadece yalnızlıklardır...



aynalarmış gibi yapan aynalar!..

sır biziz, aynalar sırrolacaklar...

h.y