3 Mart 2010 Çarşamba

2. mektup: " beni çok sev! beni çok sev! "



ruth, ruth,

on yedi gündür yoksun. mektubun yok, sesin yok.

seni sormak... kime? kime sorulursun ruth?

biliyorsun kadınlarla erkekler arasında yaşanan

mutsuzluğa da yabancıyım, mutluluğa da... çünkü

bu paylaşmayı önceden de yaşadım ve çıkarken,

insanları mutsuz kılan şeyin, ' paylaşmamak '

değil hayır, bu kadar çok şeyi ' paylaşmak'

olduğunu iyice öğrendim. ve bende yaşayan

ütopyalara bir yenisini daha ekledim:

- bir kızım olsa!


oldun işte, sevgilim, kızım.

yazdıklarımı buraya kadar okuma sabrını bir incelik

olarak gösterdiğini biliyorum, belki de şöyle geçiyor

içinden: " taşkın bir yalnızlık gördüm bu duygularda..."

bilmiyorum. bildiğimse, kimsenin kimseyi anlamamak

için anlaşmış olduğu bir dünyada yaşadığımız...

hayatın ne olup olmadığı beni artık fazlaca

ilgilendirmiyor, hayat ne olursa olsun ben kaybolmayı

istiyorum. hayatı çok sevmesem de hadi bir daha

söyleyeyim: hayatımızı çok seviyorum!

utanmayı da çok seviyorum.

hangimiz sonuna kadar 'içten' olabildik ki?

sana bu sınırı birlikte zorladığımız için tapıyorum.
küçüğüm, güvercinim, ruth,
lütfen dön artık! sen yoksun ve sesim
durmadan eskiyor. ağzımda yarım bir şarkıyla
bu kabarede ölmeme izin verme!
beni çok sev! beni çok sev!


h.e

geceye not...


gecenin gördüğü;

şiirden bir pervanedir şemin çevresinde.
h.e

2 Mart 2010 Salı

1.mektup "sen büyüye dokunmak gibisin"




ruth, sevgilim,


ben bu sayfanın adını "önsöz" koyuyorum ya,


kaygılandığını da görür gibiyim. kaygılanma sakın,


tek derdim bu rastlantıya ve sana teşekkür etmek!


ben, sana hep teşekkür etmeliyim.




ben şimdi, biraz o tutkunun verdiği acemilikle acemi


ama içten ve elyazısına sığmayacak bir yoğunluktayım.


- elyazım iyi ki kötü, güzel olsa sığınacak mazeret kalmazdı!-


sen çok güzeldin, özlemiştim, çok


seviniyordum içimde yayılan özlemine.


ben, dokunmayı seviyordum ya, şimdi


sen, büyüye dokunmak gibisin bende...


elbette hep, elbette her zaman!




bir tek şeyden çok korkarım: seni göz açıp


kapayıncaya dek görüp, ansızın yitirmekten...




seni bana çok özlet


ama sakın unutturma!


h.e