9 Eylül 2010 Perşembe

yüzün




eskimiş bir konsolun
çatlak aynasında durmadan,
bir buluttur mehtabı inatla kovalayan.
bir hüznü yansıtan alnının ortasında,
yüzün müdür acaba yolumu dolaştıran?
acının bu solgun haritasında,
kendime yeni duraklar bulduğum.
ulaştığım ıssız dağ doruklarında
yüzün müdür hep sorular sorduğum,
bakışının titrek aydınlığında?


aslında ne bulunur bir gezginin yanında
kendi yüzünden başka,
hüzünle bileyen direncini.
bir suyun ürpermiş aynasında
apansız gözgöze geldiğim.
ayakları ayaklarıma bitişik
kımıltısız bir gövdeyle rüzgârın sildiği.
bir bulup bir kaybettiğim

yani bir gezginin hep gittiği,
senin yüzün benim yüzüm değil mi?

m.a

8 Eylül 2010 Çarşamba

güne not



mevsimsizlik belkide
çalı ve çülüyü yaparken sahilde yada yazarken kahve fincanlarına ismimi değişmiyor hiçbirşey
geniş zamanda durmaya bedelli yaşamımız
sen uzun bir bakışın ardından öperken alnımı
saçlarımın kokusu kalıyor ellerinde
yavru kediler büyüyor yazlık balkonlarında
kırlangıçlar başka bir sınıra göç ediyor ve yağmurları başlıyor memleketimin


(tıklayın & dinleyin)

7 Eylül 2010 Salı