22 Haziran 2011 Çarşamba

ince mavi hat, kuğunun kapalı kanatlarında...


sarabande

(tıklayınca açılır fizy'nin kapısı)

"hepsi budur; kenardaki otlar...

yüzüm hep suya bakar benim, suya dalar çıkar.
bu göl; içinden bir ömrü geçirdiğim dünya

bu durduğum, peşimsıra büyüsün diye rüya

bu yavrular kanat açtığımız,

birbirimizin göğsüne durduğumuz filan...

bu gördüğün göl kadar. bir de işte kenardaki otlar...



kuğuysan, yeminliysen bir ömür bir aşka.

diyeceğim; gitsen başka düğüm kalsan başka.



ama vardı gidenler, onlarda gördüm;

( her gidende seyreklikti, bir şey, uçtun da orda ne gördün ! )

gitmemeyi seçtim ben, kaldım üst üste, kördüğüm.



öğrendiğim; bir kuğu yeminliyse aşka ömrü gibi

göldür bütün dünya, bitmez boynun eğriliği."


b.k



fotoğraf, canım nil tarafından çekildi, çok sevdiğimiz kuğulu park da... kuğuları sevdiğimden midir, şiirden mi, yoksa nil beni böylesi bildiğinden midir bilemem, her baktığımda sızlıyor içim.

16 Haziran 2011 Perşembe

uçurumu anladım/ inadım bitti artık/ uçurumu anlayan haklıdır/ uçurumu anlayan susar




önü denizle başlayan rüzgarlı bir kasabadaydık.

sanki yıllardır oradaydık. her şey düzelecekti.

orada doğmaya çabalayarak öldük.



meleğim nehir kanatlarını uzaklıklarda yıka şimdi.



soğuktu, ısınamıyorduk. bu kadar yakınken. aramızda

yalnızca o hava boşluklarının dolaştığı odalardaydık.

biriken bütün rüzgarlar işte orada, o deniz kasabasında

o çok köpekli, çok rüzgarlı yerde patladı. ikimizi aynı

gökyüzüne baktıran, neydi o, ışık söndü. sustum.

sustum. sustum. sustum.

bütün aşkların sonunda yaptığım gibi,

konuşmak hiçbir şeyi, hiçbir şeye ulaştırmıyordu.

biliyordum.



rüzgarlar.. pansiyon.. teras

blue cult.

akşam yürüyüşleri. akşamın batısına

meleğimin kanatlarını da oraya götürerek.

metropollerin asi özlemi sonra

ah benim kaçak sevgilim: istanbul

fincanlarda yol görünmedi bana yaz boyunca.



terin ter, gövdenin diğer gövdeyle buluştuğu yer.

kaç sevişme hatırlıyorsun o günlerden. güç. zor.

yitik hafızam: öksüz çocuğum benim

kendini unutma olur mu?



sustum. sustum. sustum. başkalarının ilgili yollarına

adım atan ayaklarına susarak baktım. yanımdayken kalktın.

gövdeni gövdemin karşısına, sana ilgili gövdelerin

yanına bıraktın. sustum. seni yabancı olduğun gövdelerin arasından çekip çıkaramıyordum.

bunu yapmayacak kadar büyümüştüm. kendini yormanı

sessizce izleyecek kadar büyümüştüm.



meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm.



yaprağın ağaçsız kalışını

ağacın çıplaklığını

rüzgarın şiddetini ve rüzgarın

onların her ikisine de ne yaptığını gördüm.



meğer dalından düşecek kadar büyümüşüm.

b.k


 

29 Mayıs 2011 Pazar

ki, görmek inanmanın en geniş kapısıydı...



(tıklayınca açılır fizy'nin kapısı)

yalnızlık âsâsıdır musa`nın, nuh`un gemisidir, isa`nın çarmıhı,

muhammed in devesi.

teraziden havalanıp bakkal hüsnü'nün, omuzlarına konan sineğin kanadıdır

sinek için,

elimdir benim, ayağımdır.

tenimdeki ürpertidir ansızın,

ansızın bana bakışınızdır.

h.a.t