8 Kasım 2010 Pazartesi

birazdan patlayacak güneşli gökyüzüne bakarken...


birazdan patlayacak gökyüzüne bakarken okuyordum, kulağımda kulaklığım kaybolduğum müziğin içinde. birden düştüm müziğe, aşka, dansa...  hani konuşuyorduk ve merak ediyorduk, taşımak zamanı kendinle mümkün mü diye. hatırlamak için unutmak gerekiyordu, bense hep biraz seninle yaşıyordum.
usulca bıraktım kitabı elimden... komik ama ben yalnızken dans ederim, hatta çocukluğuma döner şarkı söylerim aynalarda. kendimi bir sahneye koyar içine sevdiğim herşeyi doldurur, usulca gezerim ben evrenini. ben bazen bir milyon kişi olsa içimde bir tek senin yokluğunu çekerim.

ben bazen dokunuyorum yüzüne konuşmadan, belki de herşey biraz susarak ve iç çekerek, kapatınca gözlerini, duyarak nefesinin o eşsiz tınısını. sevgilim, dans edelim mi?



if

7 Kasım 2010 Pazar

fugue IV.


ben daha yokum

"sizi kendi şehirlerime götürmeliydim"demişti adam.

"kendi sokaklarıma,

çıkmazlarıma, durmadan taşındığım,

hiçbirini unutmadığım evlere".

donmuş gibi dinlemişti.

saydığı şehirlerin

hepsini su ikiye bölüyordu.

andığı sokaklar

hiçbir rehberde kayıtlı olamazdı.

evlere gelince:

onları belki unutmamıştı,

ama bir daha uğramadığı nasıl da belliydi.

"ben yokum" demek istemişti birden,

"ben daha yokum".

"bu ev, bu sokak, bu şehir

bu şehri ikiye bölen su daha yok.

"çoktan susmuşlardı oysa.


e.b