25 Nisan 2009 Cumartesi

şimdi...


Susku altın tozlu bir cevap sende

Acı vermek mi istiyorsun, gizemi

Sürdürmek mi?

Gümüş bir kaptan su içip

Seni düşünüyorum

Senin altın tozlu suskunu.

Bırak barok bir Mevlevi

Uzaydan dönerek insin kalbine

Bırak herşey herşey

Eriyip gitsin

Ağızdan pastel gibi başını da öne eğsin

Doğulu musun batılı mısın nesin?

Yoksa bölünmüş bir kişilik misin?

Yok gibisin, benim yok-sevgilim

Yoksa başka bir gezegenden mi

Geldin

Benimle uyu kanatlarımız

Birbirine değsin

Yok istediğim başka hiçbir şey

Bu esrarengiz loşlukta.

1 yorum:

shadow dedi ki...

bir: susmak da dilin olanaklarından. ve en çok susarken konuşan insanlar tanıdım şu hayatta.
iki: en güzel müzikler güzelliklerini aradaki boşluklara borçlu değil midir? sonsuza giden bir flüt sesini kim ne yapsın?
üç: ey lale müldür denilen kadın! hem cenneti hem de cehennemi gören. elimizden tutup bize de gezdiren.