28 Ocak 2010 Perşembe

beyaz

iz!
beyaz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen sonsuzluk
ve giz, yaklaş!
beden nerede parçalandıysa kartallar oradadır. Uykunun
beyaz kum tanecikleri gibi dağıldığı bir gün şeffaf
kanatlar seni yerden kaldıracaklar.
tuz! buzu çözen formül, kanallardan akan kar ve pus
beden nerede parçalandıysa kanatlar oradadır.
dev kanatların yalayıp geçtiği tuz çölleri,
kızgın havanın ve tuzun örttüğü, örterek çizdiği figürler,
prizmatik kuşlar, bale, beyaz değme noktaları....
kim yaşamını kurtarmaya çalıştıysa kaybedecek. Kim
kaybettiyse bulacak onu yeniden. Fezanın
lacivert bir serap gibi insanları sardığı bir gün
dağınık hafif bir uykudan kalkar gibi
teyelleyeceksin kendini.
yırtık neredeyse beyaz uyum noktaları oradadır sevgilim.
uz! yırtık bir göğün altında yaşıyor muyuz?
işyerlerini saran beyaz yası
unla kaplanan hasta yataklarını
çocukluğun kırık kollu eğitimini düşündüğümde
bana değdiğinde
o bilinmez elektrikte
seni düştüğün yerden birisi kaldırdığında
mutsuz bilincin beyaz kelebekleri savrulduğunda
savrulduğunda
şok
elektroşok
kim rezerve ranzada yattıysa bilir.
parçalar neredeyse kanatlar oradadır.
seninle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendimi bütünlemeyi beklerken diktiğim.

iz!
ikiz bir ülkeden çıkıp gelen ikiz!
lacivert çarşaflara buzdan siluetini çizen makas
ve sis, Yaklaşma!

tuz! tuz ve buz! kendinden ayrılarak akan kar ve pus!
o beyaz ülkeden çıkıp giden ikizindi
ardından gelen yağmuru dinle şimdi

ikizinle geçirdiğim bütün beyaz anların toplamı bu sevgilim
kendini bütünlemeyi beklerken diktiğim
l.m

1 yorum:

HÜSEYİN USTA dedi ki...

Beyaz ülkenin
karanlık monoloğu.Beyaz ülkede ne işin vardı,beynine fosfor bulaşmış
işik saçip duruyorsun.Bilmezmisin
geceyi işik öldürür.