20 Şubat 2011 Pazar

uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların

 

durup dinliyorum evrenin bütün seslerini, sulara takıyorum bu günlerde, göç yollarına... durağan ve kaybolmayan aşka bakıyorum. hava soğukken kızaran yanaklarıma, içimin sıcaklığına bakıyorum. deniz fenerlerinde oturuyor martılar, balıkçılar çoktan dönmüş, ağlar tamir olmuş.  teknenin arkasında ısınan şarabın sıcaklığı, plastik bardaklarda olması değiştirmiyor hiçbirşeyi. herşey öyle güzel ki, arada sırada yağan- duran yağmur altında.ellerim buz, yanaklarım sıcak, saçlarım ıslak.  içimizi hava ısıtmıyor biliyorum, içimiz aşk, içimizi evren, içimizi bu dünya ısıtıyor. içimizde hayat, koşuyor gümbür gümbür.


uyanıyor yeniden gül farkında mısın?

uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların

sen bir ağaç olmanın önsezisiyle yeniden

ve ben gövdene yeniden rüzgar olmanın

7 yorum:

la luna bir yer dedi ki...

"Yaralarla döndük yurdumuza,
elimiz kolumuz tutmuyordu, ağzımız
tuz pas içinde.
Kuzeye doğru yol aldık uyandığımızda,
lekesiz kanatlarıyla bizi sislere salan
kuğuların yaraladığı yabancılardık.
Uluyan gündoğusu çıldırttı bizi kış gecelerinde,
yazları, ölmeyen günün acısında yitirdik kendimizi."

yorgo seferis böyle diyor.

ve ben ne zaman burada bir şeyler okusam yorgo seferis'in bir parçası takılıyor yurduma.

var ol y.

Murshill dedi ki...

hal çok ince, çok yakın, çok hoş.
kelimelerle ağlaştım gibi oldu.

'uyanıyoruz yeryüzünü okşarken parmakların'

'durup durup dinliyorum evrenin bütün seslerini, sulara takıyorum bu günlerde, göç yollarına...'

sevgili gerçekliğini hissettim, istedim bende.
gerçek olandan, sıcak, yağmur altında, ısınan şarap tadında, içteki koşan hayat zımbırtısı güzelliğinde :)

şarkı :)

yeniden rüzgar olabilmenin tadıyla..

deep dedi ki...

eric johnson ve nick moss yazılarım ilgini çekmedi galiba :))))

nil dedi ki...

içimizi bu dünyadan haketmedikleri yaşta ayrılanların yaşama söyledikleri şarkılar, şiirler, sözcükler ısıtıyor. ne güzel böyle güzelleyerek gidebilmek geride kalan hayatı.

y. dedi ki...

.canım luna, öyle şeyler söylemişsin ki, bu aralar duygu aralığı ardına kadar açık olan ben, dolu dolu gözlerle gülümsüyorum sana. sen de var ol, senin dediğin gibi hatta kıymetle.

.mursh, öyle birşey ki gerçekliği bir hissin,boyamak gibi dünyayı herseferinde sevdiğin renklere, bir sözcük,bir cümle, bazen dokunuş, bazen de rüzgar esiyor diye. kucaklarım.

.deep, aslında itiraf edeyim, sen yazdığında görmemiştim daha, sonrasında yorumlama zımbırtısı açılmamakta inat etti. vardır bir sebebi, üstelik ben de yazarım elbet. sevgiiyle.

.canım nil, varolsun içimizi öyle ısıtanlar, hep varolsunlar.bir de şimdi şu an yanımızda olup varlıklarıyla içimizi ısıtanlar var, sen gibi:)) öperim.

silencio dedi ki...

Bir yerlere yazmıştım arkasından: Yası da sevinci de bilip tattığımız, aynı yaşamdır; bir geç ve serin pazar sabahında açılan pencereden görünen, yalın ve saf.
Sıkça soğumaya yüztuttukça içimiz, gelip okunası bu yazı.
Geceye notu bekliyorum bir de...

y. dedi ki...

aynı yaşamın içinde herşey ama herşey aksini de taşıdığından, ölüm, dirim, acı ve sevinç elele.
belki de bizim de altıok gibi bir cümlemiz vardır. belki yaşam bir kabuk içinde birbirinden ayrılamayan acıların ve sevinçlerin toplamıdır. kıymetle.