30 Ekim 2010 Cumartesi

kavşak




su koptu düşüverdim;
toprağın kucağına mı diyeceksiniz;
hayır, göğün başucuna.

diyor m.e yetmiyor "kavşağı" yazıyor hemen arkasından değil, onüç sayfa sonra, tılsımlı işaretleri takip eder gibi peşine düşüyorum şiirin, peşine düştüğümüz hayat gibi. yağmurlar yağıyor, yağmurlar duruyor, içimizin elemi biter mi bitmez mi demeden, mfö, "gözyaşlarımızı bitti mi sandın" diyor. evet, elbette seçmece... bütün yağmur şarkılarının toplandığı bir klasör var elimde, hergün olmasada yenilerini eklediğim. çekiyorum bazen yolun sağına, iniyorum montsuz, şemsiyesiz, bırakıyorum kendimi dalganın sıçrayışına, suyun dökülüşüne, sokak lambalarının uzayan gölgelerinden kaçarken. yağmurlar yağıyor ve sarının her tonu arsızca karışıyor, koyulmuş denizin mavisine, boğazda seferler duruyor.bir kadın seni seviyorum diye bir şarkı yapıyor, gerisi önemsizleşiyor, onüç harf, onüç sayfa... gerisinde söylenen herşeyin üstünden atlamayı beceriyor hayat. fırat tanış, ellerimi uzatsam tutmak isterim günü ama güneş her gece tepemde doğuyor diyor.


ikimize varmam için en kestirme yolun kavşağı bu
haydin kuşluk vakti kopacak kıyametin
....
sen sızıyor boyna içerimden
fiskelediğim her damlacıkta çilyavrusu denizler
bu çim sevi ancak bir ağıt ölüşle biter
niye mi, dinle, daha erken
niye mi, bir seviden paldır - küldür gelen değilim ben
ama kırkyıldır senli seviye giden

diyorum ya, seni seviyorum diyor bir kadın, oysa cümlelerin anlamı değişiyor bazen kendiliğinden, seni tanıdığım günden beri sesler değişti, renkler değişti diyor b.o, gel ellerini ver en güzel ellerini öyle ruhum, ateş yüreğim, kokum, birlikte öyle diyor t.u.,soluğundan öpüyorum seni diyor bir başkası, dönüp bakıyorum kahve ister misin diyorum yakaladığım gözlerine, yataklarda tek yastıklar  ve nereden bilebilir insan, bunların hepsinin aşk olabileceğini...


(tıklayın & dinleyin)

ben uyandım, bir aşk demekti bu dünyada...

4 yorum:

Evren dedi ki...

sen daha sık yazmalısın, senin kelimelerinle daha sık buluşmalı tuşar. vurmalı yüreğe ayaz vurur gibi, aşk gibi sarmalı, ısıtmalı elleri.
yağmur yağıyor, en çok ellerim üşür yağmurda bir de burnumun ucu öpülmeyi böyle anlarda...

deepblueeagle dedi ki...

1. haftaya bir gardot yazısı koyacaktım bloguma. :)
2. blogundan seni anlayabildiğim, hissedebildiğim kadarıyla, bu post'un oldukça sen olsan gerek.
:)
sen varsın yani.
elbette blogunun her yerinde varsın.
bu post bana çok kişisel ve yaşamın duyarlılığı tadında geldi. :)

öyleişte dedi ki...

çok güzel.

y. dedi ki...

.evrencim, günlerdir öyle şeyler yazıyorsun ki, okuyup okuyup kaçıyorum, çünkü bazen seninde yazıp kaçtığını düşünüyorum.yazmaya gelince öyle kolay değil, dengeli yazamıyorum ben içim çok açığa çıkıyor, olmasın o kadar diyorum, duruyorum.gerçe sen böyle söyleyince çocuk gibi şımardığımı da itiraf etmeliyim.kucaklarım kocaman.

.deepblueeagle, sen gene de koy yazını bakalım neler olmuş, bilmediğimiz neler var.
ben varım, bu bloğun her harfinde her resminde, hani bu duvarın içinde her taşta, her kum tanesinde varım.olur bazen öyle yazarım ardı ardına gelen şeyleri.teşekkür ediyorum.

.öyle işte, teşekkür ederim.