13 Aralık 2010 Pazartesi

yazdan kalan





(tıklayın & dinleyin)


"ateş böceği olsam ben de sevmem sabahı" der süreyya berfe elimdeki fotoğrafa bakarken kendimle konuşan sesim nasıl büyük vuruyor kulaklarıma, nasıl yetişkin. fotoğraflar saçılıyor etrafa, yılların içine dalıyorum puslu öğleden sonrası. tarçın dağılıyor, yazlığın kedileri, yağmur sonrası sümüklüböcekleri, çocukların çığlıkları... yaz yağmurunda yürüyen ayak izlerimin sesleri. geçip zamanın kolidorundan kendi çocukluğuna dönenlerdenim ben, kendimi buluyorum, dört yaşımın dizleri, sekiz yaşımın kırılan kolu, ısırganlar,erik ağaçları, nergis hanımın bahçesi, dantelleri.mevsimler içiçe yürürken kendi tarihimde. karda ağaca yapışan kızağımız, iki hafta palyaço gibi koca bir burunla gezdiğim zaman.çocuklukta hiç üşümüyormuş insan diyorum, çocuklukta günler uzun, geceler uyumak için, yıldızları görünce kapanırdı gözlerim. şimdiyse geceler uyutmuyor beni. yağmur yağarken çiçek açıyor yatak odasında. annemin gülüşüne bakıyorum, şimdiki yaşımda, parlayan gözlerine. dayanamıyorum annemi arıyorum tıpkı çocukluğumdaki gibi, nemlenince gözlerim değiştiriyorum konuyu, sesim titriyor, özledim diyorum sadece, çocukluğumu, yılları değil, annemi belki de en çok annemi.

sahi ne oluyor ateş böceklerine kar yağınca...


çağlayanlarıyla

uzak denizlere nasıl dokunuyorsa dağlar

ben de öyle şarkımla dokunuyorum tanrıya



kelebekler ayları değil, anları sayar

tükenmez zaman okyanusunda



bırak güneş ışığı gibi sevgim sarsın seni

ama gene de esirgeme benden aydın özgürlüğü



konuşulurken de gizli kalır sevgi

çünkü ancak seven bilir sevdiğini



toprağın tutsaklığından kurtulmak asla

özgürlük olamaz ağaca



sevmekle öderim sana sonsuz borcumu

bilerek ve anlayarak ne olduğunu


r.t

6 yorum:

momentos dedi ki...

Fotoğraftan, müzikten, satırlardan ziyadesiyle etkilendim... anneyi özlemek satırında başladı sancılarım! müthiş bir bileşimdi sevgili Y.

Sevgiler,

la luna bir yer dedi ki...

Şiirden başka ümit kaldı mı acaba...

Hiçbir şey veremiyor artık onun verdiği düşü, kederi.

yüreğe sağlık, kocaman sevgiler...

αѕαннαяα dedi ki...

Çok güzel bir resim. Çok güzel bir yazı.

nil dedi ki...

"Günler geceler çabuk geçer.
Çabuk geçmez şaşkın bir çocuğun hüznü
Vapurlar, arabalar, karlar çabuk geçer.
Ayrılık da özlem de herşey...
Herşey çabuk geçer
Ve birden gün ağarır.
Hepsi o kadar."

sürayya berfe'nin en sevdiğim dizeleri. bir "eksiklik" duygusu çabuk geçmeyen, yeri dolmayan hayatımızda. ondan mı şaşkın çocuklarız hala, onca büyümüşlüğümüze rağmen ?

Nehire dedi ki...

Öylesine güzel bir fotoğraf karesi ve öylesine güzel bir anlatım.Paylaştığınız için teşekkürler,sevgiyle kalın...

y. dedi ki...

.sevili momentos, teşekkür ederim, benden de kucak dolusu sevgiler.

.la luna,şiir den başka ümit, kalplerimizdir desem :))

.αѕαннαяα, teşekkür ediyorum.ne mutlu paylaşan gönüllerimize.

ah nil,... ondan mı acaba, o hiç büyümeyen çocukluğumuzdan mı... bütün yavru kediler debüyüdükleri için ölmüyor muydu...

incir çekirdeğine gizlenmiş gülümseyişti yaşamak
oyuncak evin, oyuncak çocuğu ikilemi dirseğimde;
inanılması güç yalanların gerçek olduğu, dünyada
terleyen sırtıma konan mendil yakabilirdi canımı en fazla
tüketiyor güneşi ezber replikler,
adam başı değil, küresel yanlızlığımız aç.
hırs; dağılan şenliğin çöplerini topluyor
evrenin sonsuz boşluğundayken silüet;
paylaşabiliriz, tinerci çoçuğun kirli elleriyle dünyayı
ve nar çiçeği bahçemiz..

öperim.

. sevgili nehire, ben teşekkür ediyorum.