14 Şubat 2011 Pazartesi

autour des amandiers fleurissent les mondes en sourdine...



( tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

şimdi bütün gün yaşlı kadınlar gibi çiçeklerle konuşuyorum, kokusu sen, sıcaklığı senden...

ısrarla merak ediyordun, sesin ısrarla uzuyordu... sana dönüp yansımamı görmek istiyorum dedim, sana neyi hatırlatıyorsam onu, sen hangisini gördüğünde beni anımsıyorsan o, kokumu hangisinde bulduğuna sen karar ver. henüz bilmiyordum, bilmiyordum bu dünyanın cennetinin saçlarıma bırakılacağını. ve bilmiyordum nasıl sulanır orkideler, nasıl konuşulur güllerle, şu inatçı kardelenler nasıl uyuyacak bunca sıcakta ve bilmiyordum beyaz zambaklar nasıl kokar, papatyaları tanıyordum sadece gülümsemeleri yüzünde. 
 şimdi ilk defa böylesine somut, kelimesiz bir dil konuşuyor benimle, sen olmadan, senin sesinle. ben senin gözünde neye benzediğimi bir gülün taç yaprakları dokunurken öğreniyorum dudaklarıma. saçlarım karışıyor cennetine, sonsuz bir bahara teslimken ellerim.
sahi şubatta kim uyandırdı bunca kelebeği yatağından...

4 yorum:

nil dedi ki...

papatyaları tanıyorum ben de en iyi, deli dolu sarısı ve hep hüzne düşen beyazlarıyla.

senin satırlarında tanıyorum bir de kendimi. nasıl bir güzelliktir bu ...

kucakladım.

y. dedi ki...

sen hep içime dokunuyorsun, hiçbirşey demesen bile, sanki dursan konuşmasan birşey der gibi. o senin içinin güzelliği üstelik, o senin kalbinin güzelliği. kucaklarım.

Puzzle dedi ki...

Dünyanın bütün çiçekleri azdır sana:) O çiçekler ki, sanki bütün güzelliğini senden almış. İşte sen diyorum
İşte kokun
İşte bendeki yüreğin...

Yazgüneşi dedi ki...

papatya
altın oarn kraliçesi...
yakışıyor sözlerine..
ve eminim
tenine

sevgiyle