26 Mart 2011 Cumartesi

ağır ağır düşen yapraklar gibi anımsatır bana yaşadığımızdan, ne zaman karıştırsam*



(tıklayınca açılır youtube'nin kapısı)

çocukluğumuzdaki gibi, binince atlı karıncaya, saçlarımız uçuşurdu ve umursamazdık terleyen avuçiçlerimizi. fırtına kuşu avcısı, baterist ve karınca bakıcısı üç çocuk, atlayınca doru atlarımıza, rüzgar bile  yakalayamazdı bizi... gözden öylece kaybolur bir dahaki yağmura kadar dönmezdik.

*behçet aysan,albümdeki yırtık resim

2 yorum:

la luna bir yer dedi ki...

her defasında yiten çocukluk oluyor.
bütün bahar çabası çocukluğun umarsızlığını derinden hissedebilmek için sanki y'm.

mutluluğa, hiçbir gereksizliği elde tutmamaya,

http://www.youtube.com/watch?v=mb7EHvmu2Go

nil dedi ki...

"Binmişin atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.

....
Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığımda oynadığım dramın."

nazım

p.s. çok özlemişim buraya yazmayı.